Hukuk Bürosu
Köşe Yazıları
Suça Sürükleyen "Diziler"
-Şubat 2026-
Son günlerde, annelerin acıyan yüreklerine, babaların çaresizliklerine şahitlik ediyoruz. Hikayeleri değişse de, sonuçları aynı; evlat acısı. Zira, 18 yaşından küçüklerin tartışma adabını bilmeksizin şiddete yönelen eylemleri, aileleri evlat acısıyla baş başa bırakabiliyor. Suça sürüklenen çocuklar ve eylemleri hakkında, vatandaşın yargıya yönelik tepkisi büyük. Artık, “çözümün ne olacağını” konuşmak, kaçınılmaz hale geldi.
Ergenlik dediğimiz evre, özgür iradeleri şekillendirme evresidir. İnsan, hayatının en “işe yarar” pişmanlıklarını burada yaşar. Çünkü yaşı gereği, tattığı her duyguyu ilk kez deneyimlediğinden, yaşadığı bir pişmanlık kişide, kalıcı bir “kırmızı çizgi” bırakır. Peki bugün, cebinde kelebek taşıyan, akranına psikolojik ve fiziksel şiddet uygulayan, taşkınlık yapmanın güç olduğunu zanneden çocuk, kime özeniyor? Kim gibi olmak istiyor? Çocuk aslında, sürekli maruz kaldığını görüp, normalleştiriyor. Yayınlanan dizileri düşünelim. Mahalledeki kötü adam da, mahallesini sahiplenen iyi kalpli delikanlı da belinde silah taşıyor. Yakışıklı, uzun boylu erkek oyuncular kadınlara şiddet uyguladıkları rollerde oynatılıyor. Kadınlar evli adamların, zenginlik uğruna, eşlerini öldürüyor. Ve tüm bu suçlar “yiğitlik, kıskançlık, entrika” kisveleri altında “dizi” olarak izletiliyor. Biz de “Kurgu” deyip geçiyoruz! Oysa, çeşitli görsel şölenler ve güzel müziklerle, insanın “Allah korusun” dediği her şey, insana yaptırılabilir. -Meraklısı için bu konuda en güzel örnek, Anthony Burgess’in Otomatik Portakalı’dır-
Daha fazla ceza caydırır fikri, dışarıda ekonomik özgürlüğü, hayatında hedefleri olmayan bireyi ıslah için yeterli değildir. Kitleleri kontrol aracı olarak kullanılan yayınlar gözden geçirilip, “suça özendirme” politikasından çıkartılmadıkça ve sosyal medyanın kontrollü kullanımı sağlanmadıkça, defolu ürüne yama dikmekle yetinilecektir. Çünkü, ceza adalet sistemi, yalnızca faille ilgilenmez; suçu besleyen sosyal, kültürel ve görsel iklim toplum tarafından görülmeli ki, mağduriyetlerin önüne geçilebilsin.
ilgili internet sitesi :
Çocuklarımızı Cinsel İstismardan Nasıl Koruruz
-Ocak 2026-
Birçok ebeveyn, çocuğunu tehlikelerden koruduğunu düşünür. Oysa bazı tehlikeler, tam da “güvenli” sandığımız yerlerde ortaya çıkar. Mesela; okullarda, yurtlarda, akraba ziyaretlerinde, hatta evlerimizde. Evvela çocuklarımıza sahip çıkmalı ve onları korumalıyız. Ama asıl sorumluluk, onların yanında olmadığımız zamanlarda da kendilerini nasıl koruyabileceklerini öğretmektir. Çocuklara, genellikle yabancılardan şeker ya da hediye kabul etmemeleri öğretilir. Ancak tehlike bununla sınırlı değil. Bu yüzden, çocuklarımızı daha çok bilinçlendirmeliyiz. Örneğin, çocuğa kişisel alanını öğretmek. Başkalarının, çocukla ancak belirli bir mesafede iletişim kurabileceğini, bu fiziki mesafeyi -öğretmeni, komşusu, akrabası dahi olsa- kimsenin aşamayacağını öğretmek gerekir. Kreşe gitmekte olan bir çocuğun, kıyafetini kendisinin giyinmesini, tuvalet ihtiyacını kendisinin gidermesini öğretmek elzem görünüyor. Böylece, çocuğa, bir yakınının veya yabancının “YARDIM” adı altında yaklaşması önlenebilir. Çünkü araç meşru olsa da, amaç her zaman meşru olmuyor.
Bir diğer bilinç kazandırılması gereken konu, küçüğün mahrem bölgelerinin nereler olduğudur. Bu bölgelere kimsenin bakmaması gerektiği ve dokunulamayacağı öğretilmelidir. Belki, o an ne için “hayır” diyeceklerini anlamayacaklar. Ama sınır koymayı öğrenmesi, onu koruyacaktır. En basiti, hayır demeyi öğretmek; küçük kızların “etek açmaca” küçük erkeklerin ise “altta kalanın canı çıksın” tarzı oynadıkları, bedenlerini hedef alan oyunların, anormal olduğunu anlamalarına yarayacaktır. Çocuklar, kolay kandırılabilir zira onlar, adı üstünde henüz küçüktür. Günümüzde suç türlerinin oran ve dağılımına bakıldığında, çocuğa, bir büyüğün veya başkaca bir küçüğün, hangi hareketine “DUR” demesi gerektiğini öğretmek, zaruri bir hal almıştır. Öte yandan, erkek çocuklarını sadece kadınların kullanıma özgülenmiş, -hamam, savuna, lavabo gibi- yerlere götürmek, domates ekip karpuz biçmeyi beklemeye benzeyecektir. Psikolojik araştırmalara göre, çocuğa, cinsiyet fark etmeksizin, başkaları ile belirli bir mesafede olmaları gerektiği bilinci küçük yaşlarda kazandırılır. Zira, ağaç yaşken eğilir.
Çocuk, deyip geçmemeliyiz. Çocuklar hepimizin, onların yüksek menfaati için her birimiz gözlerimizi dört açmalı, her söylediklerine kulak vermeliyiz. Çünkü bahsedecekleri minicik bir detay, klasörler tutacak bir dosyayı başlatabilir. Hukuk, çocukların cinsel dokunulmazlığını ağır yaptırımlarla korur; ancak koruma, evvela bilinçle gelir.
