Kömür Madenciliğinde Yeni Dönem: 2026 Katı Yakıt Yönetmeliği ve Rödovans Sözleşmelerine Etkisi
Yayın Tarihi : 17.09.2026

16 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe giren Hava Kalitesinin Korunması Amacıyla Katı Yakıtların Kontrolü Yönetmeliği, ithal ve yerli katı yakıtların özellikleri, belgelendirilmesi, piyasaya arzı ve kullanımına ilişkin usul ve esasları yeniden düzenlemektedir. Düzenlemenin temel amacı, hava kalitesinin korunması olmakla birlikte, Yönetmelik özellikle yerli kömür üretimi gerçekleştiren maden işletmeleri bakımından doğrudan sonuç doğuran hükümler içermektedir.
Yeni düzenleme, kömürün yalnızca maden sahasından çıkarılması aşamasını değil; üretimin beyan edilmesini, analizini, uygunluk değerlendirmesini, depolanmasını, piyasaya arzını, sanayi ve termik santrallere satışını ve üretimden nihai kullanıma kadar izlenmesini kapsayan daha bütüncül bir sistem öngörmektedir. Bu yönüyle Yönetmelik, kömür madenciliği bakımından yalnızca bir çevre mevzuatı düzenlemesi olarak değil; maden üretimi ile kömürün ekonomik olarak piyasaya arzı arasındaki hukuki süreci etkileyen tamamlayıcı bir düzenleme olarak değerlendirilmelidir.
Yerli Kömür Üreticisi Bakımından Yeni Sistem
Anılan Yönetmeliğin 4.maddesinde “üretici”; paçallama tesisleri de dahil olmak üzere yerli katı yakıt üreticisi, “lavvar tesisi”, kömürün yıkanarak zenginleştirildiği ve nihai tüketime hazır hale getirildiği tesis; “paçallama tesisi” ise yakıt kalitesini artırmak amacıyla farklı ocaklardaki yerli kömürün karıştırıldığı tesis olarak tanımlanmıştır. Bu tanımlar ile 16.09.2026 tarihli Yönetmeliğin, madencilik sektörünü doğrudan ilgilendirdiği anlaşılmaktadır. Çünkü Yönetmelik, yalnızca kömürün yer altından çıkarılmasına değil, kömürün piyasaya arz edilebilir bir yakıta dönüştürülmesi aşamasına müdahale etmektedir.
Yönetmeliğin 6. maddesi uyarınca yerli katı yakıt üreticisinin sisteme kaydı için Çevre İzin Belgesi veya Geçici Faaliyet Belgesinin yanı sıra, MAPEG tarafından verilen arama dönemi numune amaçlı sevkiyat izni veya işletme döneminde işletme izni sureti aranmaktadır. Bunun yanında, kömür ocağının kiralanmış olması halinde rödovans sözleşmesinin bir suretinin de sunulması ile başvuru yapılacağı düzenlenmiştir. Şüphesiz, başvuru ile kastedilenin, yerli katı yakıt üreticisinin KYM'ye (Katı Yakıt Modülü) kaydı ve üretici rolünün tanımlanması için, üretimin gerçekleştirildiği işletmeye ilişkin çevre ve maden mevzuatı kapsamındaki belgelerle birlikte ilgili il müdürlüğüne/KYM üzerinden müracaat etmesidir.
Bu noktada belirtmek gerekir ki, rödovans sözleşmeleri, maden ruhsat sahibinin işletme hakkını belirli bir süre ve bedel karşılığında rödovansçıya kullandırmasını konu alan, Türk Borçlar Kanunu anlamında bir ürün (hasılat) kirası mahiyetindedir.
Bu hüküm özellikle rödovans sözleşmesi bulunan maden işletmeleri bakımından önemlidir. Zira Yönetmelik, kömür üretiminin rödovans ilişkisi içerisinde gerçekleştirilebileceğini açıkça dikkate almakta ve rödovans sözleşmesini katı yakıt üreticisinin kayıt sürecinde dikkate alınan hukuki belgelerden biri haline getirmektedir.
Ezcümle, ruhsat sahibi maden işletmesini kendisi yürütüyorsa üretimden kaynaklanan Yönetmelik yükümlülükleri doğrudan işletmecinin üzerinde olacaktır. Buna karşılık, üretimin rödovans sözleşmesi kapsamında rödovansçı tarafından gerçekleştirildiği durumda, rödovansçının Yönetmelik uyarınca üretici sıfatı ve buna bağlı idari yükümlülükleri ayrıca değerlendirilmelidir. Bu halde, somut olayda yalnızca Maden Kanununa kapsamda ruhsat ilişkisi değil, rödovans sözleşmesinin içeriği, fiilî işletmeci, katı yakıtın kim tarafından üretildiği ve piyasaya kimin arz ettiği hususları da dikkate alınacaktır. Dolayısıyla, rödovans sözleşmelerinde katı yakıt mevzuatından doğan yükümlülüklerin, taraflar arasında açık biçimde düzenlenmesi önem kazanmıştır.
KYM Bildirimleri ve Analiz Yükümlülüğü
Yönetmeliğin 6/2-3.maddesinde, yerli katı yakıt üreticisine üretilen ve satışı yapılan yakıt miktarı ile özelliklerinin Katı Yakıt Modülü (KYM) üzerinden beyan edilmesi yükümlülüğünü belirtilmiştir. Ayrıca üretilen yakıta ilişkin analizlerin akredite laboratuvarlarda yaptırılması öngörülmektedir. Kömür bakımından özellikle alt ısıl değer, toplam kükürt ve kül miktarı gibi parametreler önem taşımaktadır.
Bu sistem, maden işletmesi bakımından önemli bir değişiklik yaratmaktadır. Artık kömür üretiminin yalnızca “kaç ton üretildiği” değil, üretilen yakıtın hangi teknik özelliklere sahip olduğu da hukuki ve idari takip konusu haline gelmektedir. Keza, Yönetmeliğin 16.maddesi uyarınca, Uygunluk Belgesi kapsamındaki kömürün üretim yerinde belirli dönemlerde numune alınabilmekte; kömürün paçal oranının değişmesi veya farklı ocaklardan kömür alınması halinde yeniden numune alınması gerekmektedir. Bu nedenle farklı ocaklardan çıkarılan kömürlerin karıştırılması, yani paçallama yapılması, yalnızca ticari veya teknik bir işlem olarak görülmemelidir. Zira, paçallama oranındaki veya kaynağındaki değişiklik, uygunluk değerlendirmesi bakımından hukuki sonuç doğurabilmektedir.
Yönetmeliğe göre yerli katı yakıt satışı, KYM'de tanımlı ve/veya gerekli tahsisat belgesine sahip sanayi veya termik santrallere yapılabileceğinden, üretici, üretim sahasından çıkarılan yakıtın miktarı, özellikleri ve satış yapılan tesis bilgilerini belirlenen süre içerisinde KYM'ye girmekle yükümlüdür. Bu düzenleme kömür üreticileri açısından önemli bir izlenebilirlik yükümlülüğü doğurmaktadır. Böylece, kömürün: hangi ocaktan çıktığı, hangi özelliklere sahip olduğu, ne miktarda üretildiği, hangi tesise satıldığı, nerede depolandığı, hangi amaçla kullanıldığı elektronik sistem üzerinden takip edilebilir hale gelmektedir. Bu durum, özellikle çok sayıda üretim noktası bulunan veya farklı ocaklardan gelen kömürlerin paçallandığı işletmeler bakımından kayıt ve belge düzeninin önemini artırmaktadır.
Lavvar Tesisleri ve Üretim Artıkları Hakkındaki Düzenleme

Yönetmeliğin madencilik sektörü bakımından dikkat çekici hükümlerinden biri de lavvar tesislerinde oluşan ince taneli kömürlere ilişkindir. 13.maddede, yönetmelik ekinde belirlenen kriterleri ve ilgili diğer mevzuattaki emisyon sınır değerlerini karşılaması halinde, -lavvar tesislerinde oluşan ince taneli toz kömürlerin- sanayi ve enerji üretim tesislerinde yakıt olarak kullanılabilmesine imkân tanınmaktadır. Bu düzenleme, kömürün zenginleştirilmesi sırasında ortaya çıkan ince taneli ürünlerin ekonomik değerinin korunması bakımından oldukça önemlidir. Dolayısıyla, madencilik işletmeleri açısından yalnızca tüvenan kömürün değil, zenginleştirme sürecinde ortaya çıkan ve yakıt niteliği taşıyan ürünlerin de mevzuata uygun biçimde değerlendirilmesi mümkün hale gelmektedir.
Depolama ve Toz Emisyonu Bakımından Yükümlülükler
Yönetmelik, katı yakıtların yalnızca KYM'de tanımlı depolarda muhafaza edilmesini öngörmektedir. Bu doğrultuda, açık alanda depolanan kömürlerde toz emisyonunun önlenmesi amacıyla gerekli tedbirlerin alınması zorunlu kılınmıştır. Bu kapsamda; depolama alanının yerleşim yerine uzaklığı, çevredeki yapılar ve toz emisyonunun yayılımı dikkate alınarak uygun kontrol yönteminin belirlenmesi, ayrıca toz bastırma sistemlerinin kullanılması gerekmektedir.
Yönetmeliğe ilişkin bu hükümler, özellikle açık stok sahaları bulunan kömür işletmeleri bakımından hayati önem arz ettiğinden; maden işletmelerinin çevre izinleri ve emisyon mevzuatı kapsamındaki mevcut yükümlülüklerine ek olarak, katı yakıtın depolanması ve izlenmesine ilişkin bu yeni sistemi de operasyonel süreçlerine entegre etmeleri gerekmektedir.
Peki, Uygunsuz Kömür Tespit Edilirse Ne Olur?
Yönetmeliğin en önemli sonuçlarından biri, teknik kriterleri karşılamayan kömür bakımından yalnızca “satış yapılamaz” sonucunun doğmamasıdır. Numune analizinin uygun olmaması halinde yakıtın satış ve dağıtımı KYM üzerinden durdurulabilmektedir. İlgili kişiler üç iş günü içerisinde şahit numune analizi talep edebilir. Şahit numune sonucunda da uygunsuzluk tespit edilirse, ancak yakıtın uygunsuz olduğu kesinleşmektedir.
Nihai uygunsuzluk kararı verilen yakıtın bulunduğu depodan toplatılması ve yetkili merci gözetiminde muhafaza edilmesi öngörülmekle, bu yakıtın taşınması, depolanması ve gerektiğinde uygun bir sanayi tesisine teslim edilmesine ilişkin masraflar da Yönetmelikte sayılan ilgili piyasa aktörlerine yüklenmektedir.
Bu nedenle, uygunsuz kömürün tespit edilmesi, yalnızca satış gelirinin elde edilememesi sonucunu doğurmayacaktır. Yönetmeliğin 17/7.maddesi uyarınca, uygunsuz katı yakıtın toplanması, taşınması, depolanması, gerektiğinde sahanın hazırlanması ve uygun görülen sanayi tesisine teslim edilmesine ilişkin tüm masraflar; somut olayda Yönetmelikte sayılan sıfatı taşıyan ithalatçı, üretici, satıcı veya dağıtıcı tarafından karşılanacaktır. Bu düzenleme, özellikle kömür madenciliği bakımından, kömürü fiilen üreten ruhsat sahibi veya rödovansçının Yönetmelik kapsamında “üretici” sıfatını taşıyıp taşımadığının ve satış zincirindeki diğer aktörlerin belirlenmesinin önemini ortaya koymaktadır.
Yönetmeliğe Aykırılığın Yaptırımları
Yönetmeliğin 19.maddesi, aykırılıkların önemli bir bölümünde doğrudan 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20.maddesine atıf yapmaktadır. Buna göre, Yönetmelik kapsamında gerekli izin ve belgeleri almadan faaliyet gösteren ithalatçı, üretici, dağıtıcı veya satıcılar hakkında Çevre Kanunu'nun ilgili idari yaptırım hükümleri uygulanacaktır.
Bunun yanında; sanayi veya termik santral amaçlı yakıtın izin verilen tesisler veya prosesler dışında satılması, nihai olarak uygunsuz olduğu belirlenen yakıtın satılması, satış ve dağıtımı durdurulan yakıtın satışına devam edilmesi, Satış İzin Belgesi ekinde belirtilmeyen yerlere yakıt verilmesi, paçallanmasına izin verilmeyen yakıtların karıştırılması durumunda bu fiili işleyene, yakıtın depolanması, taşınması, yüklenmesi, boşaltılması veya torbalanmasına ilişkin kurallara aykırı hareket edilmesi, hallerinde de Çevre Kanunu’nun 20. maddesinin (d) bendi kapsamında, aynı maddenin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen cezaların bir kat artırılarak verileceği öngörülmektedir.
Ayrıca KYM kayıtlarının zamanında yapılmaması, gerekli bildirimlerin veya denetim sırasında istenen bilgi ve belgelerin sunulmaması halinde Çevre Kanunu’nun 20/g.maddesinin kapsamında idarî para cezası verileceği düzenlenmiştir. Bu cezalar her yılbaşında Yeniden Değerleme Oranı (YDO) uyarınca güncellenmekte olup, makalenin yazım tarihi itibarıyla yasal alt sınır 209.624,00-TL'dir. İstenen bilgi ve belgeler sunuluncaya kadar yeni belge düzenlenmemesi de ayrıca düzenlenmiştir. Daha da önemlisi, Yönetmelik kapsamında bir yıl içerisinde iki defa cezai hüküm uygulanması, ilgili fiile esas belge veya belgelerin iptal edilmesine ve iptal tarihini takip eden bir yıl boyunca yeni belge düzenlenmemesine yol açabilecektir. Bunun yanında üretim yerinde gerçekleştirilen periyodik numunelerde yakıtın uygunsuz olduğunun belirlenmesi halinde uygunluk belgesi de iptal edilebilmektedir.
Ruhsat Sahibi ve Rödovansçı Bakımından Hukuki Risk Alanları
Yeni düzenleme özellikle kömür üretimi yapan işletmeler açısından aşağıda değindiğimiz hususların, sözleşmesel ve operasyonel olarak yeniden değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır:
Üretici sıfatının tespiti konusunda, ruhsat sahibi ile rödovansçı arasındaki ilişkide, Yönetmelik kapsamındaki üretici sıfatının kimde olduğu ve buna bağlı idari sorumlulukların kim tarafından yerine getirileceği saptanmalıdır. Üretim ve analiz yükümlülükleri açısından, kömürün teknik özelliklerinin belirlenmesi ve akredite laboratuvar analizlerinin gerçekleştirilmesi bakımından tarafların sorumlulukları belirlenmelidir. Öte yandan, farklı ocaklardan alınan kömürlerin karıştırılması halinde yeniden numune ve uygunluk süreçlerinin doğabileceği dikkate alınmalı, kömürün hangi sanayi tesisi veya termik santrale satılabileceği ve KYM bildirimlerinin kim tarafından yapılacağı açıkça takip edilmelidir.
Uygunsuz ürün riski ve maliyet yönetimi bakımından ise, kömürün teknik kriterleri karşılamaması, bir başka ifadeyle uygunsuz çıkması halinde doğacak toplama, taşıma, depolama ve yeniden kullanım maliyetlerinin hangi tarafça üstlenileceğinin rödovans sözleşmelerinde ayrıca düzenlenmesinde büyük yarar bulunmaktadır. Gerçekten de, işletme hakkını rödovansçıya kullandıran ruhsat sahibinin, sahada istihdam ettiği daimî nezaretçinin görev ve yetki alanı, 3213 sayılı Maden Kanunu ve Maden Yönetmeliği uyarınca; işletme güvenliği, iş sağlığı ve teknik emniyetle sınırlandırılmış olup, çıkan kömürün kimyasal veya çevresel kalite parametrelerini denetleme ya da bu üretime müdahale etme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Dolayısıyla, ruhsat sahibinin yasal olarak müdahale ve kontrol yetkisinin bulunmadığı bu çevresel kalite riskinden doğacak idari ve lojistik maliyetlerin, doğrudan fiilî üretimi gerçekleştiren rödovansçıya ait olacağının sözleşmelerde açıkça hüküm altına alınmasında yarar bulunduğu kanaatindeyiz. Öte yandan, Yönetmeliğin 19.maddesi uyarınca, uygunluk belgesinin 1 yıl süreyle iptal edilmesi rödovansçının sahada üretim yapmasını veya kömürü piyasaya arz etmesini imkansız kılacağından, böylesi bir durum rödovans sözleşmelerinde ruhsat sahibine haklı nedenle fesih hakkı verebileceği gibi, rödovansçı tarafından da idari bir karardan kaynaklanan "mücbir sebep" veya "aşırı ifa güçlüğü -TBK.nun 138.maddesi-" iddiasına dayanak oluşturabilir.
Bu itibarla, özellikle yeni yapılacak rödovans sözleşmelerinde yalnızca Maden Kanunu kapsamındaki üretim, ruhsat ve bedel ilişkisine değil, konusu kömür olan sahalarda, kömürün piyasaya arzına ilişkin çevre mevzuatından doğan yükümlülüklere de yer verilmesi önem kazanmıştır.
SONUÇ
Hava Kalitesinin Korunması Amacıyla Katı Yakıtların Kontrolü Yönetmeliği, ilk bakışta hava kalitesinin korunmasına yönelik bir çevre mevzuatı düzenlemesi niteliğinde görünmekle birlikte, yerli kömür üreticileri bakımından maden üretiminden piyasaya arz aşamasına kadar uzanan yeni bir idari kontrol ve izlenebilirlik sistemi meydana getirmektedir. Özellikle MAPEG işletme izni, rödovans sözleşmesi, üretici kaydı, akredite laboratuvar analizleri, Uygunluk Belgesi, KYM kayıtları, paçallama, lavvar ürünleri, depolama ve satış zinciri birlikte değerlendirilmelidir.
Bu çerçevede, kömür madenciliği yapan ruhsat sahipleri ve rödovansçılar bakımından Yönetmeliğe uyum, yalnızca çevresel bir yükümlülük değil; üretimin hukuka uygun şekilde piyasaya arz edilebilmesi ve işletmenin idari yaptırımlarla karşılaşmaması bakımından ticari ve hukuki bir zorunluluk niteliğindedir. Özellikle rödovanslı işletmelerde, Yönetmelikten doğan yükümlülüklerin taraflar arasında açık biçimde paylaştırılmaması; üretim, analiz, belge, bildirim, satış ve uygunsuz yakıtın bertarafından doğan maliyetler bakımından uyuşmazlıklara neden olabilecektir. Anılan yönetmelik ile, kömür işletmeleri açısından “üretmek” kadar “üretilen kömürün mevzuata uygunluğunu belgelemek, izlemek ve doğru kanaldan piyasaya arz etmek” gerekliliği öne çıkmaktadır.
Özetle; yeni Yönetmelik kapsamında cezai yaptırımlara maruz kalmamak ve rödovans ilişkilerinde hak kayıpları yaşamamak adına, maden işletmelerinin operasyonel süreçlerini ve hukuki sözleşmelerini bu yeni izlenebilirlik modeline göre vakit kaybetmeksizin güncellemelerini tavsiye ederiz.
Av.Ülfet ÖZÇELİK
Kaynak :


